“ZARURİ TEKRÂRÂT KUSUR DEĞİLDİR”

RİSALE-İ NUR / KIRIK TESTİ MÜZAKERESİ

ŞUALARDAN GÜNÜMÜZE (3.BÖLÜM)

İHTAR: ‘’Hep Aynı Şeyler Anlatılıyor” eleştirisine cevaben hatırlatmadır.

(“Habibim!) Tekrar tekrar hatırlat; çünkü zikir ve hatırlatma mü’minler için mutlaka yararlıdır.”

(ZÂRIYÂT SÛRESi, 51/55)

 

ŞUALAR 4.ŞUA

İHTAR:

Nur, Kur’ân’in ve Kur’ân’dan çikan burhanî bir tefsir oldugundan Kur’ân nükteli, hikmetli, lüzumlu usandirmayan tekrarâti gibi onun da lüzumlu, hikmetli, belki zarurî ve maslahatli tekrarâti vardir.

Hem Risale-I Nur, zevk ve sevk ile dillerde usandirmayan, daima tekrar edilen kelime-i tevhidin delilleri olmasindan zarurî tekrarâti kusur degil; usandirmaz ve usandirmamali!..

*****

KIRIK TESTİ: İNSANI HAKIKATE ULAŞTIRAN NURDAN HELEZON: TEFEKKÜR [1]

Tefekkür, insanın kendi iç dünyası hakkında kendini düşünmeye zorlaması, eşya ve hadiseleri sürekli hallaç etmesi ve bütün bunları tekrar ber tekrar mütalaaya alarak engin ve derin düşüncelere açılması demektir. 

*** 

KIRIK TESTİ: GAFLETİ DAĞITACAK İKSİR: ZİKİR [2]

(Habibim!) Tekrar tekrar hatırlat; çünkü zikir ve hatırlatma mü’minler için mutlaka yararlıdır.”(Zâriyât sûresi, 51/55)

Burada bahsi geçen zikir, sadece lisanla yapılan zikir değildir.

Yani burada, “Lâ ilâhe illallâh” demekten ziyade, bu hakikatin mü’minlere değişik üslûp ve versiyonlarıyla, tasrif yoluyla hatırlatılması emredilmektedir.

Daha sonra da böyle bir hatırlatmanın mü’minlere faydalı olacağı bildirilmektedir. Demek ki, bizim böyle bir hatırlatmaya her zaman ihtiyacımız vardır.

İsterseniz konuyu sohbet-i Cânan meselesine irca edebilir ve birbirimize karşı devamlı bazı hakikatleri hatırlatma gibi bir sorumluluğumuz olduğu ve bu sorumluluk yerine getirildiği takdirde çok önemli neticelerin hâsıl olacağı sonucuna ulaşabilirsiniz.

Evet, laubalilik ve mâlâyaniyâta karşı kapalı kalma ve aktüaliteye girmeme adına böyle bir hatırlatma çok faydalı ve çok önemlidir.

Zira nefsin hoşuna giden aktüel konular, mâlâyanî mevzular girdap gibidirler. Eğer kendinizi onlara kaptırırsanız, alır ve sizi sizden uzaklaştırırlar. Siz, sizden uzaklaşınca da:

Onlar Allah’ı unuttular, Allah da onlara kendilerini unutturdu.”(Haşir sûresi, 59/19) âyet-i kerimesi-nin tehdidine maruz kalırsınız.

Bir mânâda âyet-i kerime diyor ki, onların nefisleri kendileri için bir mirsattı, bir temâşâ yeriydi, bir müşâhede merkeziydi.

Onu bir dürbün ve teleskop gibi kullanarak Cenâb-ı Hakk’a ait âsâr-ı bergüzideyi, esmaya ait mecâlîyi ve O’nun tecellîlerine ait mezâhiri temâşâ edeceklerdi.

Fakat onlar gaflete daldılar da, Allah’ı unuttular.

Allah da onlara kendilerini unutturdu ve onları kendi darlıklarına, düşünce, mantık, cismaniyet ve beden darlıklarına mahkûm etti.

Bu sebeple mü’minler tezkiri bir vazife bilerek sürekli birbirlerine hatırlatmada bulunmalıdırlar. وَذَكِّرْ âyetinden sonra,

Ben cinleri ve insanları, başka değil, sadece Beni bilip Bana kulluk yapsınlar diye yarattım.”

(Zâriyât sûresi, 51/56)

âyet-i kerimesinin geldiğini düşünecek olursak, esas hatırlatılması gerekli olan hususun ne olduğunu da anlamış oluruz.

Yani

1- nazarlar hep kulluk ve mârifete doğru çevrilmelidir.

2-Kabiliyet ve istidadı ölçüsünde her bir ferdin önüne ârif-i billâh olma yolu açılmalı,

3-derecesine göre herkesin eşya ve hâdiselere farklı bakması, onları farklı görmesi ve onlar hakkında farklı düşünmesi temin edilmelidir.

Daha doğrusu

4- teker teker her bir ferde, kendi darlıklarını bir kenara bırakıp O’nun gördürmesiyle görme, O’nun işittirmesiyle işitme, O’nun tutturmasıyla tutma ve O’nun hissettirmesiyle hissetme ufku gösterilmelidir.

*** 

KIRIK TESTİ: KUR’AN BAHÇESININ RENGÂRENK ÇIÇEKLERI [3]

İman hakikatlerine tercüman olma ve dinî değerleri anlatma gayretindeki insanlar, bu vazifeyi eda ederken

1-kullandıkları üslubu sürekli gözden geçirmeli;

2- her gün farklı bir doğumun sancılarıyla kıvranıp durarak yeni yeni usuller geliştirmeli

3- ve muhataplarının karşısına her zaman sürpriz argümanlarla çıkmaya çalışmalıdırlar.

İşin özündeki saffeti korumak şartıyla,

4-meseleleri hâlihazırdaki düşünce ve irfan ufku açısından yorumlama

5-ve geçmişten süzülüp gelen değerleri düne göre daha yeni, daha berrak ve daha cazip bir yolla sunmalıdırlar.

5-Hep aynı şeyleri tekrar etmek suretiyle en parlak hakikatleri bile matlaştırma gibi bir yanlışa asla düşmemeli; onlara her an ayrı bir buud ve zenginlik kazandırmalıdırlar.

6- Nasıl ki, güzel güfteler farklı insanlar tarafından türlü türlü bestelenmekte ve farklı farklı icrâ edilmektedir; aynen öyle de, hak ve hakikati ilk günkü tazeliğiyle insanlara sunmanın yolu da, onu ilan ederken her defasında değişik bir nağme tutturmak ve yeni bir besteyle o güfteye ayrı bir mana katmaktır.

TASRİF: EVİRİP ÇEVİRİP YENİDEN AMA KENDİ ORİJİNALLİĞİYLE ANLATMA

Tasrif, bir şeyi evirip çevirerek değişik şekillere koymak demektir.

Arapça dil bilgisi açısından bir kelimenin veya fiilin farklı zamanlara göre söylenişine ve bazı kaideler çerçevesinde kelimenin şeklinin değiştirilmesine de tasrif denmektedir.

Kur’an-ı Kerim’in bir üslubu olarak ise; “tasrif”, ulvi hakikatlerin ve ilahi emirlerin türlü türlü vesilelerle farklı zaviyelerden ele alınarak güzelce açıklanması;

merhum Elmalılı’nın ifadesiyle, aynı anlayışın, aynı haberin, aynı müşahedenin bir bediî sanat ile şekilden şekle, sûretten sûrete, nazımdan nazma, çeşitli ve pek çok âyetlerle anlatılması ve bazen de çok çeşitli âyetlerin bir âyete dökülüp kısa ve özlü bir sözle ifade edilmesi.. manasına gelmektedir.

Evet, Kur’an-ı Kerim,

1-bazen değişik tenbih ve ihtarlarla gönüllere havf ve haşyet duygusu salar;

2-bazen de iltifat ve müjdelerle kalblere reca hissi doldurur;

3-kimi zaman insanı uzayın enginliklerinde gezdirir,

4-kimi zaman da onun nazarını kendi gönlüne ve vicdanına çevirir;

5-akla ve mantığa seslendiği aynı anda kalbe ve hissiyata da hitap eder.

Mesela, Hazreti Musa (aleyhisselam)’ın hayatına dair bazı hadiseleri defalarca hatırlatır; fakat, her hadiseyi hemen her zaman farklı bir üslupla aktarır; surelerin umumi havasına ve o hadisenin ele alındığı yerdeki diğer ayetlerin muhtevasına göre değişik bir dil kullanır.

Ayetin siyak ve sibakını (öncesini ve sonrasını) nazar-ı itibara alarak meseleleri başka başka kelimelerle dile getirir.

Böylece, aynı mana ve muhtevaları farklı şekillerde ifade ederek, hem akla hem de kalbe sözünü dinletir; hem mü’mini hem de kafiri dize getirir; hem çok okumuş bir alime hem de mektep yüzü görmemiş bir kimseye derslerini verir.

Cenâb-ı Allah mealen,

Biz bu Kur’ân’da, insanlar için her türlü misal ve öğüdü, farklı üsluplarla tekrar tekrar ifade ettik. Fakat pek çoğu bunları anlamadı.” (Kehf, 18/54) buyurarak böyle bir tasrife dikkat çekmektedir.

Evet, Kur’an, hak ve hakikati farklı şekillerde ve değişik kalıplarda sunarak insanlarda her zaman yeni bir heyecan uyarmaktadır.

Beyan-ı ilahînin bu üslubuna sık sık vurguda bulunan Merhum Allâme Hamdi Yazır’ın yaklaşımıyla, Kur’an’da her mânâ,

  • kâh bir ses olup kulaklarda çınlar,

  • kâh bir nakış olup gözlerde parıldar.

  • Bu ses, bu nakış, kâh geçmişleri çekip getirir,

  • kâh geleceklere alıp götürür;

  • kâh bir nimetin cazibesi ile insanın iştihasını kabartıp iradeleri kamçılar

  • ve kâh bir nikmet endişesiyle onun içine korkular saçarak kötülüklerden uzaklaştırır;

  • bir ses nağmeden nağmeye, duraktan durağa çeşitli keyfiyetler içinde dizilir, kulaklara dökülür;

  • çeşitli şekiller kazanıp göz önüne konulur.

  • Daha sonra bütün bunlar aynı mânâ ile bir şuur, bir idrak, bir nur olup kalblere iner;

  • derken o şuur ve idrak o kalbden yine aynı mânâ ile hareket eder,

  • nefis ve beden tezgahından geçerek birbirine benzer şekillerde ve çeşitli keyfiyetlerde birer fiil olarak ortaya çıkar.

  • İlm-i ilahîde mazmun ve mefhum itibarıyla aynı olan hakikatler, yine ilm-i ilahîde tercihi yapılan kalıplar içinde arz-ı endam eder.

Bu suretle, anlatılan hadisenin hem siyak ve sibak açısından ifade ettiği mana derinlemesine ruhlara duyurulmuş

hem de aynı kıssayı bir kere daha okuyan ve dinleyen insanların bıkkınlık hissetmemeleri sağlanmış olur.

Böylece Kur’an, tasrifin hasıl ettiği tazelik ve yenilik sayesinde muhataplarını her defasında daha farklı iklimlere alır, götürür.

 

[1] KIRIK TESTİ: İNSANI HAKIKATE ULAŞTIRAN NURDAN HELEZON: TEFEKKÜR 16/11/2014

[2] KIRIK TESTİ: GAFLETİ DAĞITACAK İKSİR: ZİKİR  26/02/2012

[3] KIRIK TESTİ: KUR’AN BAHÇESININ RENGÂRENK ÇIÇEKLERI  16/01/2006